1

Büyüklerimizi ihmal etmeyelim

2

Çocuklar mehterle coştu

3

Başkan Saygılı, koltuğunu telekonferans yöntemiyle devretti

4

Can güvenliğini sağlamak, İslam’ın ana gayelerindendir

5

Bu gecelerin feyzinden istifade etmeliyiz

6

Belediyeden açık hava kütüphanesi

7

Keskin, turizm merkezi oluyor



ilhat
31.10.2019 21:30:11
kazım karabekir ismini değiştirmek hiç hoş olmamış.

Anahtar Kelimeler: camiden

Bir camiden çok öte?

SELÇUKLU MİMARİSİYLE MODERN MİMARİNİN BİLEŞİMİ, OSMANLI TARZI YÖNETİM ANLAYIŞIYLA ÜMMÜ´L KURA CAMİİ YALNIZCA BİR İBADETHANE DEĞİL, TAM BİR YAŞAM ALANI

SELÇUKLU MİMARİSİYLE MODERN MİMARİNİN BİLEŞİMİ, OSMANLI TARZI YÖNETİM ANLAYIŞIYLA ÜMMÜ´L KURA CAMİİ YALNIZCA BİR İBADETHANE DEĞİL, TAM BİR YAŞAM ALANI

Bir camiden çok öte?

Kırıkkale Valiliği, Kırıkkale Belediyesi ve Kırıkkale Müftülüğünün öncülüğünde, Kırıkkaleli bir hayırseverin tam himayesi ve gayretiyle inşa edilen ve 31 Mayıs 2019 Cuma günü ibadete açılan ?Ümmü´l Kura Camii? Kırıkkale´de çok farklı bir yere sahip.

Mayıs 2018´e kadar Kâzım Karabekir Camii olarak hizmet veren cami, 1965 yılında Hasan Alioğlu başkanlığı ve Cemal Akdeniz, Hüseyin Uysal, Gazi Özev, Mustafa Özkılıç başta olmak üzere, Tepebaşı Mahallesi ve Kırıkkale halkının yardım ve bağışlarıyla inşa edildi.

1965 yılına kadar Kırıkkale´de kubbeli bir cami inşa edilmemiş, bütün camiler kiremitle kaplı ahşap çatılı olarak inşa edilmişken, Kâzım Karabekir Camii, Kırıkkale´de kubbeli olarak inşa edilen ilk camidir. Bu vasfıyla Kubbeli Cami olarak da adlandırılan Kâzım Karabekir Camiinin Mayıs 2018´de yıkılmasıyla yerine inşa edilen ve inşa sürecinden mimarisine, ihya sürecinden bugünkü dernek yönetimine kadar birçok farklılığı bünyesinde barındıran ?Ümmü´l Kura Camii?, tüm bu farklılıklarıyla yalnızca bir ibadethane olmaktan öte tam bir yaşam alanı görüntüsü taşıyor.

Caminin proje mimarı ve yapımını üstlenen Kırıkkaleli hayırsever, camiyi inşa ederken, bir yandan Selçuklu Mimarisini caminin iç tasarımına uygularken, diğer yandan da modern mimarinin en çağdaş inceliklerini caminin dış tasarımı için kullanmış.

Caminin, Kur´an-ı Kerim´de ?Mekke? şehri için kullanılan ?Ümmü´l Kura? kelimesi için çeşitli kaynaklarda şu şekilde yorumlara rastlanmaktadır: ?Zuhruf Suresinin 31. ayetinde Mekkelilerin, ?Kur´an iki şehirden birine indirilmesi gerekirdi´ diye düşündüklerini öğreniyoruz. Kastedilen iki şehirden birinin Mekke olduğunda şüphe yoktur. Kur´an´ın iki ayetinde, Mekke kastedilerek, şehirlerin anası ve çevresindekilerin uyarılması için Kur´an´ın indirildiği bildirilmektedir.? (http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/kuranda-mekke-icin-kullanilan-ummulkura-ne-anlama-geliyor.html)

? ?Anakent´ veya ?Başkent´ olarak dilimize çevirebileceğimiz Ümmü´l-Kurâ ifadesinin ana şehir anlamına gelen ?Metropolis´ kelimesine tekabül ettiği söylenir. Çevre bölgelerden insanların buraya hac yapmak için gelmeleri sebebiyle, Mekke´nin, Rasulullahtan önce de bu adla anıldığı söylenir. Mekke´nin Rasulullahtan önce de bu adla anılması Kur´an´la örtüşmektedir. Hatta bu ifadenin Mekke için kullanılması Mekke´nin sadece dini değil, ticari ve kültürel öncülüğünden de kaynaklanıyor olabilir.? (http://www.fetva.net/yazili-fetvalar/kuranda-mekke-icin-kullanilan-ummulkura-ne-anlama-geliyor.html)

Cami, ismiyle müsemma, herkesi çağıran ve herkese hitap eden farklı bir yapıya sahip. Bir yandan sabahları şadırvanından çorba akan cami, diğer yandan da çocuk parkında minikleri ağırlıyor. Türkiye´de ilk defa bir hanımefendinin dernek başkanlığını yaptığı cami, 266 metrekare alana oturan yapıda bir büyük ve üç küçük kubbeyle bir minareden oluşmakta.

Caminin, bin 280 metrekare oturumlu yeni halinde, 12 metre çapında kubbesi ve iki minaresi; Kadın, Çocuk ve Erkek Kur´an Kursları, Konferans Salonu, Çocuk Oyun Alanı, Kafeterya, Dernek Merkezi, halka açık ve yıl boyunca her daim işleyecek Çorba Çeşmesi, Türk-İslam Eserleri Sergi Alanı ile çağdaş, sürekli yaşanan bir cami tasarım anlayışı ön planda tutulmuş.

Yeni yapı, küfeki taşı kaplı cephesi ve motif desenli gölge kırıcılarıyla, modern mimari bir estetik anlayışı taşıyan caminin gerek cephesinde, gerekse iç mimarisinde aşırı süslemelerden imtina edilmiş, sade ve mübalağadan uzak bir düşünce iklimi benimsenmiş.

Caminin tasarımında mihrabı merkeze alan aksın bir tarafında el dokuması ?Burka? sergilenirken, diğer tarafında ise geleneksel Türk-İslam sanatlarından örneklerin sergilenmesi planlanmış.

Caminin banisi Kırıkkaleli Hayırsevere tevdi edilmiş ve 1988 (Hicri 1408) senesinde Kâbe´nin kapısını örtmüş bulunan Burkanın, Ümmü´l Kura Camii içerisinde daimi olarak sergileneceğini ifade eden Dernek Başkanı Şerife Timurlenk, ?Yaklaşık sekiz aylık sürede ve saf ipekten elde dokunan Burka, her yıl Kurban Bayramı Arifesinde yenilenmekte, eski örtüler ekseriya parçalara ayrılarak, muhtelif illetlerden müminlere armağan edilmektedir? diye konuştu.

Ümmü´l Kura Camii, tüm bu özellikleriyle bir yandan tüm Müslümanları ibadete çağırırken, diğer yandan da Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde olduğu gibi 7´den 70´e herkesin vakit geçirebileceği bir bahçesi, çay ocağı, çocuk oyun alanı, konferans salonu olan bir yaşam alanı olarak tüm insanlığı davet edmekte?

KÜLTÜR-SANAT HABER: HABİLHAN PEHLİVANLI

Haber Kaynak : Pusula Gazetesi