Son günlerde o kadar olağan dışı, o kadar toplumun kabul etmeyeceği şeyler oluyor ki, olmaz, olamaz böyle bir şey diyesi geliyor insanın. Bu duyulanlar, olduğu veya olabileceği iddia edilen olayların bir kısmı bile, bir toplumu hop oturtur hop kaldırırdı. Bilmiyorum son zamanlarda ne oldu bize, nazara mı geldik yoksa, değer ve görüşlerimiz mi değişti? İyice vurdumduymaz olduk. Allah sonumuzu hayır eder inşallah demekten başka elimizden bir şey gelmediği için kanıma dokunuyor.
Birçok vatandaşımızın işi gücü olmadığı halde, makarna, mercimek ve iki torba kömüre muhtaç edildiği için kanıma dokunuyor.
Günü gününe vergisini veren çalışan çabalayan haklı veya haksız mahkeme kapılarında bugün git yarın gel diye bekletilirken;
Eşkıya’nın ayağına hakim ve savcılarım gittiği için kanıma dokunuyor.
Evinde ayakkabı kutularında para bulunan ve bunların ortakları ve ne olduğu belli olmayan İranlı Rıza adında birisinin kısa bir zamanda serbest bırakıldı…
Fakat tatlı çalan, aç olduğu için ekmek çalanlar içerde gününü doldurmadan çıkmadıkları için kanıma dokunuyor.
Basına baskı yapılıp halkın doğru haber alma hakkı engelleniyor.
Taa yurt dışından müdahale edilerek muhalefetin söylemleri kısıldığı için kanıma dokunuyor.
Yıllarca Güney Doğuda mücadele verip gazi veya şehit olan polis ve askerlerimizin sesi kesilmiştir.
Askerlerimiz konvoy halinde giderken onlara paçavra ve posterleriyle protesto ettiler.
Asker ve polislerimize taciz ettikleri için kanıma dokunuyor.
Suriye muhalefetine el altından silah yardımı yapılıyor iddiaları doğru ise;
Bizim silahımız veya mermimizle bir tek Müslüman, bir tek insan öldü ise kanıma dokunuyor.
Ceza evlerinde görüşmelerin nasıl olduğu ve ortamlarını orada yakınları olan herkes bilir. Eşkıya’nın başı ve yaklaşık kırk bin kişinin ölümünden, şehit ve gazilerimizin olmasından sorumlu beş yıldızlı otel gibi cezaevinde yatıyor iddiaları doğru ise…
Eşkıya’nın başını Somali den getiren kahraman subayımız Engin ALAN’ın hüküm giyip içerde yatması, kanıma dokunuyor.
Yolsuzlukları ve hortumları keseceğiz diyerek geldiler ama gördük ki hortumların ucunu kendi ceplerine bağladıkları için kanıma dokunuyor.
Yasama, yürütme ve yargıyı yok sayıp’’ Hepside benim’’ dediler. Evlerini para, dolar, çelik kasalarla doldurdular. Şehide ‘’kelle’’ Öcalan a’’ Sayın’’, çiftçiye ‘’Ananı da al git’’^, ‘’PKK ile görüşenler şerefsizdir’’,’’Başbakan ikinci bir peygamberdir’’, ‘’Askerlik yan gelip yatma yeri değildir’’, ‘’Başbakan uçurumdan atlasa bizde atlarız’’ dediler…
Benim, saf, temiz gönlü güzelliklerle dolu milletimin bir kısmı, kendini uçurumdan atsan, davul çalsan, zurna çalsan, atom bombası patlatsan hala doğruları görmediği için kanıma dokunuyor.