Son günlerde o kadar çok siyasi kıyım yaşanıyor ki yapılanlara kimsenin aklı ermiyor. Bu kadarı da olmaz, yapılamaz denilen her şeyin bir bir yapılıp, sonlandığını görüyoruz.
Günümüzde olanlar tıpkı ‘’Sarı Öküz’’ hikayesine ne kadar benziyor. Önce en küçüklerden, en aşağılardan yavaş yavaş orta sahada görev yapanlara, baktılar ki ses yok, sıra bana gelmez diyen en tepedekiler bir baktılar sıra kendilerine gelmiş. Ortalık toz duman kimse kimseyi göremiyor. En tepedekiler adam ‘’Sarı Öküz’’ gitsin biz keyfimize bakalım derken kendilerini güvende hissediyorlardı. Semiz,’’ Kara Öküz, Çakal Öküz, Beyaz Öküz’’ gününü gün ediyordu. Eee şimdi sıra sana da geldi. Ne yapacaksın şimdi. Senin durumunu kurtarmanda çak zorlaştı, adata imkansızlaştı. Sen, aslanlar ‘’Sarı Öküzü, Beyaz Öküzü, Çakal Öküzü’’isterken vermeseydin bugün sıra sana gelmeyecekti. Sonunu kendin hazırladın. Yağlı ilmeği boynuna kendin geçirdin. İdam sehpanı kendin kurdun, altındaki sehpaya tekmeyi sen atta mert olduğunu bilelim.
Şimdi milli eğitimdeki tüm müdür kadroları boşaltıldı. Kendi kendilerine oy vererek yandaş sendikanın üyelerini atayacaklar. Ben bunların nasıl olacağını çok önceden köşemde yazmıştım. Yandaş sendikanın üyeleri kendi patronlarının yerlerini sağlamlaştırdılar. Şimdi onları sözü dinlenen bir yere getirdiler. Fakat kendilerinin kazanımı ne oldu. Kaç kuruş fazla aldılar. Borçtan kurtulabildiler mi? Daha iyi bir hayat sürebiliyorlar mı? Barışı sağlayabildik mi? Ülkemize göz diken hainlere gerekli dersi verebildik mi? Yarınlarımıza güvenle bakabiliyor muyuz? Eğitimimiz, kültürümüz medeni ülkelerin seviyesine gelebildi mi? Ülkemizi bölmeye çalışanları, çalanları, çırpanları vatan hainlerini yakalayıp adalete teslim ettik mi?
Milli Eğitimde görev yapan, yıllarını bu işe vermiş arkadaşlarımızın büyük bir kısmı kendi kendine oy (puan) veren sistem yüzünden yandaş sendikanın da baskısıyla yıllarca büyük bir özveriyle görev yapan arkadaşlarımız görevden alındı. İnsanların emekleri, sistemi bilmeyen bir çok ‘’toyun’’ bilinçsizliğine teslim edildi. Belki de yavaş yavaş olması gerekenler ani firen etkisinde şokolama ile olunca herkeste bir akıl durması oldu. Yapılanlar elbette çok yanlış elbette çok ayıp. Ama elden gelen bir şey yok. Aslanlara yem olmamak için ta başta Sarı Öküzü yem olarak vermememiz gerekiyordu. Artık geçmiş olsun sen de ya biat edip teslim olacaksın yada doğru bildiğin görüşler doğrultusunda ve yasal zeminde mücadelene devam edeceksin.
Dağ ne kadar büyük olursa olsun bir inişi olacaktır. Senin gördüğün zirvedeki kar, kış ve sert ve dondurucu soğuklar zirveden aşağılara indikçe tekrar he yer yemyeşil, her türlü çiçekler açacaktır. Dağın doruğundaki sert kışları yaşayanlar aşağılara indiğinde her türlü cenneti yaşayacaklardır. Dağın doruğunda kara ve kışa gömülenler donarak yok olacaklarını unutmamalıdırlar.
Bu gün milli eğitimde olsun başka kurumlarda olsun dayanılması güç acılar ve olumsuzluklar yaşadığınızı biliyorum. Bunu bana da yaşattılar. Beni de yerimden yurdumdan yuvamdan ettiler. Eskişehir, Kırıkkale arasındaki her kilometre taşını ezberlettiler. İşkencenin en kötüsünü denemeye çalıştılar. Meslek hayatımızdaki görmediğimiz yakıştırmalara maruz bıraktılar. Toplumun kendinden olmayan kısımlarına her türlü baskı ve zorbalığı fütursuzca uyguluyorlar. Ne yaparsanız yapın her yolun bir sonu olduğunu unutmamalısınız.
Mili eğitimde veya başka kurumlarda çeşitli baskılar sonucu görevden alınan arkadaşlar. Biliyorum sizi en büyük kırılma noktasına zorluyorlar. Sizin dayanıklılık noktanızı test ediyorlar. Bugünkü olumsuz şartlara bakıp pes etmeyelim. Göreceksiniz geceler ne kadar uzun olursa olsun yine sabah olacak. Kış ne kadar sert geçerse geçsin yine bahar gelecek. Yalan, dolan, adam kayırma, arsızlık, hırsızlık ne kadar pirim yaparsa yapsın, adalet yerini bulup, doğruluk kazanacak. Biz ‘’Sarı öküzü’’ aslanlara teslim etmeseydik bu durumları ya yaşamayacaktık ya da çok geç yaşayacaktık. Bunda da var bir hayır var deyip her şart ve ortamda doğru bildiğimiz İdiller için mücadeleye devam edeceğiz. Başka bir çaremiz yok.
