Üst komşum Kazakistan vatandaşı ve Kırıkkale’mize kızını okutmak için gelmiş. Oğlu da İstanbul üniversitesi hukuk bölümünde okuyor. Kendileri Stilin in Orta Asya ya sürgün ettiği Türklerden biridir. İnanın hiç gelenek ve göreneklerini bozmamışlar. Kazakistan da önemli mevkide oldukları halde hala büyük aile olarak yaşamaktalar. Yaşantıları bizden modern fakat örf adet olarak hala yüzyıllar öncesinin kültürünü bir Türk olarak severek ve içten yaşıyorlar.
Beni özellikle evlenen gençlerin hemen ayrılıp ayrı bir ev kurmalarındaki yanlışlığa vurgu yapmasıydı. Biz yeni evlenen çocuğumuza kiralık ev ararken :’’ Niçin ev arıyorsunuz? Onlar bir kere önce toplu olarak yaşamanın gerekliliğini ve kuralını anlasınlar. Daha sonra kaynana kayın babaya hizmet etsinler. Kayınlarını, görümcelerini tanısınlar. Aile bağları iyice pekişip kaynaştıktan sonra evlenen çocuğun, küçüğü de evlenince büyüğe yeni bir ev kurabilirsiniz ‘’dedi.
Daha sonra Ayşe Ablaya dönerek’’ Bak sen ne güzel başını kapatıyorsun, orucunu tutup, namazını da kılıyorsun fakat kendi annen tek başına bir evde kalıyor. O ihtiyar annenin kim bilir nelere ihtiyacı var. Ne zorluklar çekiyordur. Bence sen gerçekten eğer Müslümanlığa önem veriyorsan yaptığın ibadetlerin en önemlisi ve başta geleni yaşlılıklarında annenize ve babanıza yardımcı olup son günlerini mutlu ve huzurlu bir şekilde geçirmelerinde yardımcı olmanızdır. Anne ve baba hakkını kitabımız Kuran ın birçok yerinde bahsetmektedir ‘’dedi.
Herkeste bir duraklama, bir kızarma, bir şaşkınlık. Denenlerin hepsi doğruydu. Kazakistanlı Türk dostumuz bayrağımızı askeri kışlada indirip yere attıklarında da al bayraklı tişörtü ile sokaklarımızda gezmiş. Bayrakla ilgili yapılan tepkileri çok cılız gördüğünü söylemişti. Bizim milliyetçi Muhafazakâr bir partide siyaset yaptığımızı da bildiğinden’’ Olmadı başkan olmadı bayrak yere atılmamalıydı’’ diyerek tepkisini dile getirmişti.
Yine bu konuyla ilgilide açtı ağzını yumdu gözünü:
‘’Stalin bizi yerimizden yurdumuzdan etti. Bizler de Osmanlının bir parçasıyken dünya savaşından donra bizi Rusya ya verdiler. Stalin de bizi Türk olduğumuz için Sibirya ya gönderdi. Biz hiçbir zaman Türk olduğumuzu unutmadık. Türkiye Cumhuriyetini Atatürk ü ve Türk bayrağının varlığı bizim varlığımız olarak görüyorduk. SSCB deyken bizim bağımsız devletimiz diye Türkiye Cumhuriyetini hayal ederdik. Siz bağımsızdınız ya bizim için bu her şeye değerdi. Nasıl olsa devletiniz bir gün zengin olurdu. Bağımsızlığınız giderse bir daha vermezler. Ne olur babamsızlığınızın, cumhuriyetinizin, Ata türkümüzün ve bayrağımızın kıymetini iyi bilin. Dünyadaki tüm Türkler sizden bir umut bir ışık bekliyor’’ dedi


