Mehmet Hoca öğretmen okulunu yeni bitirmiş ve heyecanla atanacağı ilk görev yerinin neresi olacağını bekliyordu. O yıllarda öğretmenliğin pekte güzel karizması vardı. Öğretmen olmak hazır iş ve kırsal bölgede ki kızların bir öğretmenle evlenip yuva kurması en büyük hayalleriydi. Mehmet Hoca da boy, pos, yakışıklılık on numara, üstelikte iş hazır. Mehmet Hoca, tüm genç kızların imrendiği, istediği bir konumdaydı.
Ayşe Bibi, Lokman Emmi’nin yanına yaklaştı ‘’oğlan okulu bitirdi ekmeğini eline aldı bunu bir yüz göz yapalım diyorum. Herif, senin niçin hiç aklına gelmez’’ diye kocasına çıkışır.
Lokman Emmi:
-Ben de düşünüyorum da münasipli bir gelin adayı var mı diye içimden geçiriyordum.
-Valla Herif, bizim köyde değil de Müsellim Köyünde çok güzel bize uyacak, Memeşime yakışacak bir kız varmış. Onların adını, sanını, kimin nesiymiş öğreniver de gidelim bir kızı görelim.
Lokman Emmi şöyle bir surat asıp Ayşe Bibi’ye:
-Ne oluyor Hanım, koca köyümüzde kızlara kıran mı geldi. Akrabalarımızda yok mu?
Kadının fendi erkeği yendi. Uzun konuşmaların sonunda Ayşe Bibi Lokman Emmiyi ikna eder ve Müsellim köyüne giderler. Kızın ailesi misafirlerine elinden gelen misafirperverliği gösterirler. Kızı da, ailesini de çok beğenirler. Kız tarafı bize bir hafta mühlet verin biz kararımızı size bir hafta, on gün sonra bildiririz derler.
Lokman Emmi ile Ayşe Bibi bu işin olacağına kesin gözü ile bakarlar. Herkese, Müsellim Köyünde ki yakın ilgi ve alakayı anlatırlar. Kızın ve ailesinin ünü kısa zamanda köyde yaşayanların birçoğu tarafından duyulur. Yolda belde tarlada, kızlar ve kadınlar çeşmede bu konuları olumlu ve olumsuz şekilde yorumlarlar.
Lokman Emmi o gün bakkala gider. Bizim köyde kahvehane olmadığından tüm tatlı sohbetler köy bakkallarında olurdu. Bura da’’ bom’’ atmak serbest. Kim ne kadar lafı süsler püsler yüksek telden konuşursa onun lafı dinlenirdi.
-Vahit Emmi Lokman Emmiyi kendine yakın köşeye buyur ederek hoş beşten sonra:
- Lokman; hayırlı olsun oğlanı everiyormuşsun. Kız nasıl ailesinin durumu ve halleri nasıllar der.
Lokman emmi zaten onların sorularını bekler gibi heyecanla:
‘’Valla akrabalarım kız bir güzel, bir güzel anlatamam çevrede böyle bir güzel kız göremezsiniz. Birde zenginerki görmeye değer. Koca bir avluya büyük bir çatal kapıdan giriyorsun içerde motor, katır her türlü alet edevat var. İki katlı ‘’haşmetli’’ bir ev görmeye değer. Bir ağabeyi de Ankara da yüksek mekteplerde okuyormuş, mühendisimi ne olacakmış, oda Ankara’nın birincisiymiş ‘’der.
Bir hafta on gün geçer tekrar kız evine varırlar kızın ailesi’’ Biz kendi aramızda tarttık danıştık, kıza sorduk kusura bakmayın bu iş olmayacak siz kısmetinizi başka yerde arayın ‘’derler.
Bizimkiler mosmor kesilir. İyice de umutlanmışlardı fakat yapacak bir şeyde yoktu. Lokman Emmi bir kaç gün sonra tekrar bakkala gelir. Vahit Emmi:’’ lokman, o işiniz olmadıysa gözünüz onlarda, o kızda kaldı mı, nasıllardı’’ der.
Lokman Emmi şöyle içerde kimler var diye sağa sola bakar, sol elinden bir mendil çıkarıp yüzünü gözünü silerek düşünmek için zaman kazandıktan sonra:
‘’Yok, yahu komşular kız gıttırlanıp duruyor, ‘’güzelim’’ diye. Ne güzel, ne bir şey. Birde çatal kapı yapmışlar. İçeriye biraz motor parçaları koymuşlar. Yalandan iki katlı bir ev yapıp kendilerine zenginlik süsü vermişler. Ne zenginler nede bir şey. Bir de Ankara’da ağabeyi okuyormuş; o da orada ne okur, ne eder’’ demiş.
Orada olanlar bıyık altından gülüşmüşler ve Vahit emmi:’’ Lokman Lokman köyümüzde gül gibi kızlar var sen çevrendeki güzellere bak’’ demiş.
